TÜRKELİ İLÇEMİZİN BİTKİ ÖRTÜSÜ
Kıyılardan iç kesimlere gidildikçe yeşil ormanlarla kaplı alanlar çoğalır. Yörede yeşilin ve sarının bütün tonlarını görmek mümkündür. Kıyılarda Akdeniz ve Karadeniz iklimi karışık durumda olduğu için yaz ve kış yaprağını dökmeyen kısa boylu bodur ağaçlar yer almaktadır. Bunlar mersin, bilyedin, zeytin ve defne ağaçlarıdır.
İlçe orman bakımından ilin en zengin ilçelerinden birisidir. Zindan ormanlarında çam, köknar, kayın, gürgen, meşe, kestane, kavak ve dişbudak başlıca ağaç türlerini teşkil eder. Orman diplerinde sarı ve mor renkli orman gülleri bulunmaktadır.
İlçenin gür ormanlarında defne (dafinus) bol miktarda yetişmektedir. Islah çalışmaları yapıldığında yöre için önemli bir gelir kaynağı olacaktır.
AKARSULARI
Cible Çayı (Gemiyanı Çayı) : Gökçealan topraklarından başlayıp ilçe merkezinden denize ulaşır.
Koru Yaylasın'dan gelen Çatak Çayı : Çatalzeytin ilçesi ile Türkeli sınırını çizer.
Helaldı Çayı : Helaldı (Güzelkent) çevresinin sularını toplayarak Güzelkent merkezinden denize ulaşır.
Akarsuların rejimleri düzensiz olduğu için şiddetli yağmurlar sonucunda geçtikleri yerlere zaman zaman zarar verirler. Cible çayı sonbahar ve kış aylarındaki sellerde Yeşiloba köyünü ve ilçe merkezini sürekli tehdit eder. Son yıllarda çay yatağında ıslah çalışmaları başlamış, büyük bir kısmı kanal içerisine alınmıştır. Akarsuları, yer altı ve yağmur suları beslediği için, yazın yağmur yağmadığı sürelerde
İLÇEMİZDE ve KÖYLERİMİZDE TARIM VE HAYVANCILIK
Sahilde dar ve küçük düz alanda kurulan Türkeli, dağların kıyıdan itibaren hemen yükselmesi nedeni ile küçük bir tarım alanına sahiptir. Tarım alanları az olduğu ve makine tarımına elverişli olmadığı için aile ziraatı sürdürülmektedir. Bahçe tarımı ve meyvecilik gelişi güzel yapılmaktadır.
Son yıllarda İlçe Tarım Teşkilatının gayreti ve katkısıyla seracılıkta ve bahçe tarımında olumlu gelişmeler olmuştur. Tarımsal geçim kaynaklarının az olması nedeni ile ilçe halkının çoğu dış ülkelerde işçi olarak çalışmaktadır.
Tarım ürünleri: Buğday, arpa, mısır, ceviz, kestane, elma, armut, kiraz, üzüm, incir, dut, zeytin, erik,kızılcık,ve tüm sebzelerin yetişebileceği iklim özeliğine sahiptir.
Kırsal alanlarda genç kuşakların çalışmak için yurt içi ve yurt dışına gitmeleri, köylerde genellikle yaşlıların kalması, makinenin tarım alanlarına girememesi ve halkın ilkel tarımsal etkinlikleri yapması, eğitimsiz olması tarımın önemli bir gelir kaynağı olmasını engellemektedir.
Hayvancılık: Tarım hayvancılığı desteklemediği için ticari hayvancılık yapılamamaktadır. Kırsal alanlarda her ailenin kendi geçimini sağlayacak kadar hayvan bulunmaktadır. Ayrıca 1999 yılında ilçemiz Hacıköyü'nde kurulun devekuşu çiftliği, Çatak-Örencik köyünde ve Gökçealan köyünde alabalık tesisleri kurulmuş olup faaliyetlerine ve ilçe ekonomisine katkıları sürmektedir.
Kümes hayvancılığı : Tavuk, horoz
Küçükbaş hayvancılığı : Koyun
Büyükbaş hayvancılığı :manda İnek, öküz,at,katır, eşek,koyun,kır keçisi,devekuşu
Yabani hayvanlar : Yaban domuzu, tilki, çakal, kurt, ayı,dağ keçisi geyik,tavşan,porsuk,ve kuş çeşitleri
GEÇİM KAYNAKLARIMIZ
İlçe halkının ve köylerdeki nüfusun % 80’i yurt dışında ve yur içinde çeşitli illerde işçi olarak çalıştığından ortalama 7000 olan nüfus 7. ve 8. aylarda 30-35 bini bulunmaktadır. Bunun sonucunda da ilçeye bol miktarda döviz girişi olmaktadır. Bu da modern bina yapımlarını dolayısıyla inşaat sektörünü geliştirmekte, ilçe ticaretine canlılık katmaktadır. İnşaat işçiliği ve ustalığı halkın önemli geçim kaynakları içerisindedir. Yörenin en önemli geçim kaynağı ise orman ürünleri ve ormancılıktır.
Ormancılık: Orman köylerinin tamamı geçimini müsaadeli orman kesimi ve nakliyesi ile karşılamaktadır.
İlçede bu ürünleri bir araya toplayacak Orman İşletme Müdürlüğü deposunun bulunması ile, orman ürünleri, ilçe nakliyecileri, kereste fabrikaları, atölyeleri, parke fabrikası için malzeme ve gelir kaynağıdır.
İlçenin zengin ormanlarında yetişen kestane ağaçlarından elde edilen kestane, bölgenin bir başka ürünüdür. Islahı yapılmamış kestane ağaçlarının meyvesi küçük fakat lezzetlidir. Bol miktarda bulunan kestane ağaçlarının aşılanması ile daha kaliteli ürün alınabilecek, düşük fiyat ve varolan pazarlama sorunu çözümlenebilinecektir.
Çevrede bol miktarda bulunan deniz ürünleri de önemli geçim kaynaklarındandır. Pek çok türde balık bulunmakta ve avlanmaktadır. Bunlar: Hamsi, istavrit, palamut, kefal, dil balığı, izmarit, tirsi ve hatta mersin balığıdır. İlçedeki akarsularda da tatlı su balıkçılığı yapılmaktadır.
Az da olsa kırsal alanlarda arıcılık da vardır. Tarım ve hayvancılık halkın geçim kaynakları arasında önemli bir yere sahiptir.
Sanayi ve Ticaret: Güzelkent beldesinde bir adet parke fabrikası, cam fabrikası, kereste biçim atölyeleri, mobilya atölyeleri, marangozhaneler, tekstil ve tel fabrikaları mevcuttur.
İlçe merkezinde irili ufaklı marketler, atölyeler, sanayi alanı, küçük el sanatları atölyeleri vardır.
Ayrıca ilçe merkezinde; Ziraat Bankası, İş Bankası, Halk Bankası, Tarım Kredi Kooperatifi, Çatakörencik, Çatakgeriş, Çatakgüney ve Sarmaşık köylerinde Orman köylerinin kalkındırma, Gencek köyünde tüketim kooperatifleri vardır.Çatak örencik köyümüzde,alabalık tehsisleri,çatak güney köyümüzde,1 ad bakkal,2 ad marongöz atölyesi, bulunmaktadır.
ULAŞIM
Köy yollarımız genel olarak 5 güzergahtan oluşmaktadır.
grupta; Oymayaka, Kuz, Kuşçular, Sarmaşık, Çatakgüney köyü
grupta; Düzler, Hacıköyü, Yapraklı, Sazkışla, Çatakgeriş köyü güzergahı
Grubu ; Düzler, Hamamlı, Yazıcı, Yeşiloba, Satı, Gökçealan, Çatakgeriş güzergahı
Grubu ; Akçabük ve Direkli güzergahı
Grubu ; Turhan, Gaziler, Direkli köyleri oluşturmaktadır.
Köylerimizden Ayaz, Düzköyü, Karabey ve Keşköyü Güzelkent, Gündoğdu, Oymayaka, Gencek-Çayağzı köyleri ana yol üzerinde kurulmuştur. Bu köylerimize yaz-kış ulaşım yapılmaktadır. Yöremizin ormanlık oluşu nedeni ile köy yollarının bazı kısımları ham yoldur.
Ormanlık olan köylerimize yazın ulaşım olmakta kışın ise ulaşım aksamaktadır. Gökçealan, Çatakgeriş, Çatak-güney, Çatakörencik köylerine kışın ulaşım kesilebilmektedir.
İlçemiz Sinop ve İnebolu ve Çatalzeytin üzerindeki elektrik hattından enerji almaktadır. İlçemiz merkezi ile köylerinde elektrik şebekesi vardır. İlçe merkezinde 2400 telefon abonesi mevcuttur.
KÜLTÜR
İlçe ve köyleri kültürel yapı ile de ayrı bir güzellik göstermektedir.
Yörede geleneksel kadın kıyafeti: Fes (Nezgep), yemeni (bürümcük), iç gömleği (göynek), Paça denen şalvar tipi giysi ile, onun üzerinde üç etek ve belde kuşak, önde önlük (peşkür) ayakta çarık ya da (naylon ayakkabı) kara lastik bulunmaktadır.
Kıyafetlerin çoğu ( peşkür, paça, göynek, nezgep) ketenden işlenmiş, dokunmuş iğne oyaları ile bezenmiştir. Göynek yakalarında göğsüne kadar açık renkli iğne oyaları kişilerin iç dünyasını yansıtır. Paçalar ve nezgep bordo ve beyaz nakış iplikleri ile işlenmiş el emeği, göz nurunu yansıtır. Üç eteğin yerini pazen gömlekler ve peştamal almıştır. Kadın ve erkek ayakkabıları lapçin, kundura, çarık, kara lastik yörede yaygın olarak kullanılan ayakkabılardır.
Çeşitli düğün ve eğlencelerde Sinop türküleri ve Kastamonu türküleri davul, zurna ve kaval eşliğinde çalınır. Eğlenceler : kadınlar ayrı erkekler ayrı olarak yapılır.
Erkeklerin eğlencelerinde davul zurna ve köçek vardır. Köçek : Erkek fistan giyerek üzerinde gömlek ellerinde zilleri ile sürekli dönerek, omuz oynatarak oynar. Davulcu ve zurnacı da köçekle birlikte değişik figürler yaparak gösteri yaparlar.
Köçek; sünnet düğünlerinde, düğünlerde nişanlarda, hıdırellezlerde, güreş karşılaşmalarında, açılışlarda ve eğlencelerde geleneksel hale getirilmiştir. Davul ve zurna beraber çalınır.
Kadınlarda işkembe derisinden yapılmış deflerle oyun ve eğlenceler yapılır.
Yörenin geleneklerini diğer yerlerden ayıran özelliklerden birisi; mehirdir.
Mehir : Düğünün ikinci günü kız tarafının yaşlıları oğlan tarafına giderek kendilerini ağırlattırması olayıdır.
Helva gecesi (kına gecesi) : Hem kınanın yakıldığı, hem de un helvanın (pekmez ya da şekerle yapılır) yapıldığı gecedir. Davet edilen kişiler kız evine giderken şeker, un ve yağ götürürler.
Davetiye yerine, köylerde şeker, helva dağıtılır. Buna yöresel olarak okuluk adı verilir.
Damat evinde uzun bir çubuğa metrelerce rengarenk basmalar bağlanır ve evin önüne asılır. Dolayısıyla hangi evde düğün olduğu bu şekilde belli olur.
Kına gecesinde kızın bekar bir sağdıcı olur. Gelin almada erkeğin sağdıcı olur. Düğünden bir gün sonra gelin ve çeyiz görmeye gidilir. Bir hafta sonrada kız annesini görmeye giderek damat genel mirastan pay alır. Evin reisi ya damdaki hayvanlarından yada ağaçlarından vererek mirasa ortak eder.
Bahar şenlikleri ve bayramlarda çok özeldir.
Bayram ziyaretleri ilk gün şehir merkezinde 2. günü ise köylerde yapılır. El öpülür, yemek yenir, şeker alınır, eğlenilir.
Hıdırellez’ de ise belirli köyler eğlence yapılacak yer olarak belirlenir. Bu köylerin özellikleri yatırlara yakın olması,dır. Dualar yapılır,keşkekler pişirilir, gelen misafirlere dağıtılır, Güreşler düzenlenir. Davul zurna eşliğinde çeşitli yarışmalar yapılır. Dilek ağaçlarına bezler bağlanır. Türbelere yatırlara ziyaret yapılıp dualar okunur.
TÜRKELİ İLÇEMİZİN BİTKİ ÖRTÜSÜ
ÇATAK KÖYLERİMİZE ULAŞIM
ÇATAK KÖYLERİMİZE ULAŞIM
Türkeli ilçesinde yılanlık ciple köy üzerenden 38 km,Çatalzeytin Paşalı üzerinden 40 km Taşköprü üzerinden 28 km Orman yoludur.bu yolların yaklaşık 25 km lik bölümü asfalsız stabilize ve toprak yoldur.Yolların bazı yerleri bozukdur.Köylüler kış aylarında kardan ilçelere bazen güçlükle ulaşıyor.
----------------------------------------------
TÜRKELİ TÜRKAY TURİZM
Türkeli.0368 671 4144
ist otogar.0212 6581617.2 hat
Türkiyenin.her yerinden 444 3457
ist Sultanbeyli.0216 419 3002
---------------------------------------------
TÜRKELİ SAHİLGÜLÜ
istanbul otogar..0212.658 1378,79
Türkeli otogar...0368,671 3400,01
--------------------------------
ÇATALZEYTİN OTOBÜSLERİ
istanbul otagar.0212.658.1919
Çatalzeytin......0366.516.1141
EVLİYALAR DİYARI KASTAMONU
EVLİYALAR DİYARI KASTAMONU
Türkiye’nin cennet köşelerinden biri olan Kastamonu, büyük şehirlerin gürültüsünden kaçmak isteyenlerin sığınabilecekleri bir huzur bölgesi, panoramik dağlarıyla, yemyeşil ovalarıyla, zümrüt sahilleriyle, zengin kültürel varlıklarıyla bir çok alternatifler sunan bir tatil beldesidir.Eski bir yerleşim alanı olduğu bilinen Kastamonu yöresi MÖ.18.yy.da Gas’ların yurdu olmuş, zamanla Hititler, Firigler, Kimmerler, Lidyalı’lar, Pers’ler, Pontuslular, Romalılar ve Bizanslıların yönetimine geçmiştir. Romalıların bu yörede kurduğu Paflagonia isimli eyaletin merkezi olan pompei-polis höyüğü bugünkü Taşköprü ilçesinde bulunmaktadır. Bizans hanedanı komenoslar tarafından yapılan ve Kastamonu şehrinin tarihsel çekirdeğini oluşturan Kastamonu kalesi görkemli görüntüsüyle ziyaretçileri asırlardır selamlamaktadır.Kastamonu geleneksel Türk evi ve yakın dönem osmanlı mimarisi örneklerinin yoğun olarak bulunduğu ender illerdendir. Kentsel sit kapsamına alınmış olan Kastamonu, Taşköprü, İnebolu, Küre ve Abana’nın eski mahalleleri ve yapıları ziyaretçilerde nostalji ve yahranlık uyandırır.Milli mücadele sırasında lojistik destek açısından en güvenilir bölge olan Kastamonu İnebolu limanından Ankara’ya erzak, cephane ve insan akışında büyük yararlılıklar göstermiştir. Kurtuluş savaşında en fazla şehit veren üçüncü il olan Kastamonu ‘nun Araç ilçesi ise nüfus bazında en çok şehit veren yurdumuzun tek ilçesi olarak tarihin altın sayfalarında yerini almıştır.Kastamonu’nun sahip olduğu bu zengin tarihi ve kültürel mirası kadar bir diğer zenginliği de harikulade tabiatıdır. Başta Ilgaz Dağı Milli Parkı dağcılık sporları için mükemmel bir merkezdir. Zengin orman örtüsü, çeşitli yaban hayvanları, nefis piknik yerleri ve alabalığı ile görenlerin unutamayacağı özelliklere sahiptir. Kastamonu’nun 40 km. güneyindeki Ilgaz Dağı kayak merkezi kış aylarında büyük rağbet görmektedir.
Kastamonu’nun bitki örtüs ve peyzaj açısından çok zengin yaylaları da vardır. Daha ziyade Araç, Çatalzeytin ve Bozkurt ilçelerinde bulunan bu yaylalar yaz aylarında tatillerini şehir dışında geçirmek isteyenler için önemli bir turizm kaynağıdır. Pınarbaşı ilçesinde vahşi doğasıyla Varla Kanyonu ve Türkiye’nin en derin dördüncü mağarası olan Ilgarini, kampçılar ve maceracılar tarafından keşfedilmeyi beklemektedir.
Kastamonu Karadeniz’de kirlenmemiş, betonlaşmamış 135 km. kıyı bandıyla deniz, kum ve güneş arayanlara da hitab etmektedir. Bu yılı bandında çok sayıda doğal kumsal ve bunların ardından yoğun bir orman örtüsü bulunmaktadır. Çatalzeytin’deki Ginolu ile Cide’deki Giderus koyları Karadeniz’in en güzel koylarıdır.
İşte Kastamonu bu doğal ve kültürel güzellikleriyle huzur arayan, doğayla başbaşa kalmak isteyen, kış sporlarını seven herkesi bekliyor. Dahası size zengin Kastamonu mutfağından değişik lezzetler tattırmayı (etli ekmek, biryan kebabı, döner üstü tirit, çekme helva vs.gibi) mahalli el sanatlarının (çarşaf bağları, baskı sofra bezleri, yerli dokumalar, ağaç oyma eşyaları, şimşir kaşıkları, örme sepetleri, müzik aletleri, kıstı takıları gibi) en güzel ürünlerini sunmayı vaadediyor.
Çatalzeytin İlçemiz
Çatalzeytin İlçemiz
İLÇEMİZİN TARİHİ
Çatalzeytin 01.06.1954 tarihinde ilçe olmuştur.Tarihsel süreç içersinde,Osmanlı dönemine kadar.Çatalzeytin adlı bir yerleşim yerine rastlamak mümkün değildir.Ancak Çatalzeytin yöresinin tarihi,sınırları kuzeyde (kıyı kesiminden) Filyos/ Hisarönü’nden başlayarak Bafra’ya;Güneyde (iç kesimlerde)Gerede’den başlayarak Çankırı’ya denk uzanan ve İlkçağ Anadolusunda adına “Paphlagonia” denilen bölgenin içinde ,MÖ 6 YY.’a dek uzanmaktadır.Paphlagonia tarihine yönelik araştırmalarda yöredeki tarihi kalıntılar,Ginolu limanının,kıyı paphlagoniası’nda yer alan bir kentçik olduğunu kanıtlamaktadır.Ahmet GÖKOĞLU,Paphlagonia(Kastamonu 1952)adlı eserinde Ginolu’yu GİNEOĞLU olarak adlandırmakta ve bugün sadece ufak bir su parçası ayakta duran kale için “Osmanlı eseri” demektedir.Ginolu kalesi, sürtüven burnu denen sarp ve dik kayaların üzerinde kurulmuştur.Kuzeyi sarp ve dik kayalar halinde denize iner.Diğer yönleri zayıf olduğundan yapay sue ve burçlarla desteklenmiştir.Kalan sur artıkları güney-batı kısmalarındadır.Kalenin ortasında moloz taşından yapılmış su mahseni bulunmaktadır.Bunun doğusun dada bina enkazı bulunmaktadır.MÖ 340′da yaşayan Yunan yazar Skylaks,burayı Kronis diye adlandırmıştır.Bilge UMAR ise Paphlagonia(Birinci basım.İstanbul:Ak yayınları,1988)adlı eserinde Kinolis olarak adlandırmıştır.Çatalzeytin’de ilk yerleşimlerin gerek yazılı gerek görsel bulgulardan Ginolu’da gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Şimdi ilçe merkezinin bulunduğu yerde,yerleşimlerin ne zaman ve hangi nedenle başladığı konusunda kesin bilgiler bulunmamaktadır.Halk arasında Ginolu Çatalzeytin’in ilk yerleşim yeri olarak bilinmektedir.Yörede Osmanlı egemenliği kurulmadan önce ve Osmanlı dönemi içinde,Çatalzeytin’e bağlı kavakören köyünün bulunduğu yerde,eski adıyla Zakro(Akçay)boyunda Mavro(Mamlay) adıyla büyük bir yerleşim yeri vardı ve kıyıda Gournıu (Ginolu) liman bulunmaktadır.Çatalzeytin tarihinde Ginolu’dan sonra ikinci büyük yerleşim yeri olan Mamlay,günümüzün koşulları dikkate alındığın da bile önemli ekonomik etkinliklere sahne olduğu bir gerçektir.Yörede Osmanlı egemenliği kurulmadan önce ve Osmanlı döneminde Mavro-Mamlay çevresinde 14 su değirmeni,1 tane su hisarı,1 tane beziryağı üretim merkezi ile 2 adet değirmenci dükkanı bulunduğu söylenmektedir.
İLÇEMİZİN İDARİ YAPISI
Belediye 1954 yılında kurulmuştur.Merkeze bağlı 2 mahalle(Merkez ve Çelebiler) vardır.İlçemizde 41 köy ve 149 köy altı yerleşim birimi bulunmaktadır. Arazinin dağınık ve engebeli olması köylerin dağınık olmasında en büyük etkendir..!
İLÇEMİZİN NÜFUSU
22 Ekim 2000 nüfus tespitine göre ilçe merkez nüfusu 3.410,köylerin nüfusu 5.098 olmak üzere toplam nüfus 8.508′dir.İlçe nüfusu göçler sebebiyle sürekli azalmaktadır.
İLÇEMİZDE EĞİTİM
İlçemiz merkez ve 41 köyünde halen 5 köy ilk okulu, 3 İlköğretim Okulu ve Çok Programlı Lise ile eğitime devam edilmektedir. İlköğretim okullarında taşımalı sistem uygulanmakta olup çevre ve köylerdeki öğrenciler bu okullara taşınmaktadır…
İLÇEMİZDE KÜLTÜR
İlçemizde emekliler çoğunluktadır.kültürlü,katılımcı,sosyal ve kültürel etkinliklere eğilimli halk kitlesine sahiptir.Göç nedeni ile genç nüfus çok azdır.1977-1984 yılları arasında Turizm Bakanlığı önemli günler kataloğunda yer alan etkin festivaller düzenlenmiştir.Turistik tesislerin tamamlanması ile benzer çalışmaları yapmak mümkün olacaktır.İlçede iş olanakları olmadığından emekli nüfus çoğunluktadır.Çatalzeytin halkı katılımcı,sosyal ve kültürel etkinliklere eğilimlidir.İlçenin ilk yerel gazetesi “Bizim Çatalzeytin” adıyla 1969-1974 yılları arasında çıkmıştır.Daha sonra 1982 yılında yayına giren “Çatalzeytin Mektubu” gazetesi aylık olarak düzenli çıkmaktadır.1977-1984 yılları arsında yapılan festivaller döneminde sosyal ve kültürel çalışmaları belgeleyen Festival 1-2-3-4 dergileri çıkarılmıştır
İLÇEMİZDE TURİZM
Çatalzeytin ilçesi Karadeniz sahilinde yeşil ile mavinin kaynaştığı tüm doğa güzelliklerini bünyesinde barındıran bir yerleşim yeridir.Alt yapı ve turistik tesislerin kurulması büyük sermaye gerektirdiğinden otel ve pansiyon eksikliği vardır.Halk,ev pansiyonculuğu yapmaya teşvik edilmektedir.İlçemizde 1993 yılında İl Özel İdare Müdürlüğünce 10 adet bungolow evleri yaptırılmış olup müstecir tarafından işletilmektedir. İlçemizde özel sektöre ait bir otel mevcut olup halkımıza ve gelen misafirlere hizmet vermektedir. Ayrıca İl Özel İdare Müdürlüğü ve Belediye İşbirliği ile gazino binası yapılmış olup müstecir tarafından işletilmektedir.1977-1984 yılları arasında Turizm Bakanlığı önemli günler kataloğunda yer alan “Çatalzeytin Ginolu Gümüş Balık Festivali” 10 yıl kesintisiz düzenlenmiştir.Festivaller Batı Karadeniz Bölgesinde büyük etkinlik yaratmış,ilçenin tanıtılmasında büyük rol oynamıştır.İlçede faaliyet gösteren S.S.Turizm geliştirme kooperatifinin Kaşlıca köyü sahil bandında 5 dönüm arazisi vardır.Kooperatif turistik tesisler yapmayı amaçlamaktadır.İlçemiz Ginolu mevkiinde Çatalzeytin kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliğince 1999 yılı içinde sosyal tesisler yapılmış olup halkın hizmetine açılmıştır.Özellikle Kastamonu ili ve çevre ilçelerden büyük ilgi görmüştür.Tesislerimizde büfe,duş,soyunma kabini,büfe, çaybahçesi,çocuk parkı,voleybol sahası,mini futbol sahası ile hizmet vermektedir
İLÇEMİZİN COĞRAFİ YAPISI
Çatalzeytin ilçesi Batı Karadeniz bölgesinde yer almakta olup,kuzeyi, Karadeniz, güneyi Taşköprü ve Devrekani,doğusu;Sinop ili Türkeli ilçesi batısı,Abana ve Bozkurt ilçeleri ile çevrilidir.İlçenin güneyi çeşitli ormanlarla kaplıdır.Denize paralel dağlarla dik yamaçtan oluşur İlçe yüzölçümü 318 kilometrekaredir.İlçemizin sahil kesimi deniz seviyesinden yüksekliği 1 metredir.Kadı dağı 850 metre-Tomruk dağı 1028 metre-Kokarca dağı 918 metre,sakarya tepesi 524 metre,-Kavaklı tepesi 689 metre-Çorak metre-Alfat tepesi 239 metre-Güney tepesi 202 metre-Uluvay tepesi 689 metre-Çorak tepesi 489 metre.Güney Kuzey yönünden akarak Karadeniz’e dökülen akçay, farya, karaçay, değirmendere, hardi çayı ve bunlardan başka irili ufaklı pek çok dere Çatalzeytin’in akarsularını meydana getirir.ÜST FLORA Kayın,meşe,karaçam,sarı çam, kavak, gürgen, kestane, göknar, ıhlamur, kiraz,kızılcık,ceviz,ahlat,alıç,dut gibi ağaç türleriALT FLORA Orman gülü,ayı üzümü,çoban püskülü,yabani fındık,orman,eğrelti otları, gremineler ile çok çeşitli otlardan meydana gelir.İlçe Batı Karadeniz iklim bölgesine girmektedir.İklim özellikleri bakımından yazları serin ve yağışlı,kışları soğuk ve karlı geçmektedir.Yağışlar genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında fazlalık göstermektedir.
İLÇEMİZDE TARIMİlçemizin arazi yapısının dağlık oluşu ve denizden itibaren devamlı olarak yükselmesi, tarım ve hayvancılığın geniş çaplı yapılmasını engellemektedir.İlçemizin 21580 hektar olan toplam yüzölçümünün 5483 hektarı tarıma elverişlidir.Buralar 3-4 ncü sınıf tarım arazisi olup, susuz tarım alanlarıdır.İlçemizde tarım ve hayvancılık dededen görme usullerle yapılmaktadır.Tarımda kimi bölgelerde öküzlerle toprak aktarma terk edilmekte ve küçük el traktörleri yaygınlaşmaya devam etmektedir.İlçemiz fındık,kestane,ceviz ve zeytin yetiştiriciliğine uygundur.Fındık üretimi komşu ilçelere göre çok geridedir.Tarımda çeşitliliği ve kaliteyi artırmak amacıyla Özel İdare ve S.Y.D.V.tarafından çeşitli projeler gerçekleştirilmektedir.Örtü altı sebze yetiştiriciliğini geliştirmek amacıyla Özel İdare destekli 13-S.Y.D.V.tarafından 16 olmak üzere 29 adet sera dağıtılmıştır.Bu seralarda genellikle salatalık,domates,fasulye,marul ve ıspanak yetiştirilmektedir.Ceviz üretimini geliştirmek ve kaliteli ceviz üretmek amacıyla Özel İdare Müdürlüğü tarafından 1996 yılından itibaren1500-S.Y.D.Vakfınca 1999 yılında 2000 adet olmak üzere 3500 adet aşılı ceviz fidanı vatandaşa dağıtılmıştır. 1999 yılı içinde İlçemiz Kaymakamlığı tarafından Bandırmadan 800 adet ücretsiz kaliteli sofralık zeytin fidanı getittirilmiş ve halkımıza dağıtılmıştır.Adını zeytin ağacından alan ilçemizde zeytinciliğin geliştirilmesine çalışılmıştır.Özel İdare tarafından kivi fidanları getirilmiş ve dağıtılmıştır.Kiviler meyve vermeye başlamıştır.İlçemiz ve köylerinde 7 adet tarımsal kalkınma kooperatifi bulunmakta olup,bunların uğraş alanları genellikle orman emvalleridir.
İLÇEMİZDE HAYVANCILIKİlçemizde 4500 civarında büyükbaş hayvan bulunmakta olup,bunların büyük kısmı dağlık yörelerimizdedir.Bunlar yerlik ırk veya melezdirler.İlçemizde yaygın bir göç olması,köylerde genellikle yaşlı ve emeklilerin bulunması nedeniyle her evin ihtiyacını karşılayacak ve bakabilecekleri ortalama 1 ile 3 hayvanı bulunmaktadır.Dağlı köylerde hayvan sayısı artmaktadır.4-5 köyümüzde kurbanlık hayvan besisi yapılmakta,her yıl ortalama 10 kamyon hayvan büyük şehirlere götürülmektedir.Dağ köylerimizde hayvanlar Haziran ayından itibaren besi için yaylalara çıkarılmaktadır.İlçemiz S.Y.D.Vakfınca 1998 yılı içinde 22 adet Büyükbaş hayvan 22 vatandaşımıza teşvik amacı ile verilmiştir. Ayrıca 1999 yılı içinde İlçemiz S.Y.D.Vakfınca 34 büyük baş hayvan alınmış olup 34 aileye dağıtımı yapılmıştır.Ayrıca yine İlçemiz S.Y.D.Vakfınca 190 küçükbaş hayvan alınmış 19 aileye dağıtımı yapılmıştır.İlçemizde hayvancılığın gelişmesi amacı ile bu tür çalışmaların devam edilmesi gerekmektedir.Hayvan ırkının islahı amacıyla 1996 yılında başlatılan suni tohumlama çalışmaları artarak devam etmektedir.2000 yılında 10.10.2000 tarihi itibari ile 296 adet tohumlama yapılmıştır.
İLÇEMİZDE BALIKÇILIKGinolu balıkçı barınağı faaliyete geçtiği andan itibaren Karadeniz’li balıkçıların uğrak yeri olmuştur.İlçemiz balıkçılarının olduğu gibi komşu il ve ilçelerdeki balıkçılarda Çatalzeytin balıkçı barınağına gelmektedirler.İlçemizde yirminin üzerinde irili ufaklı tekne mevcuttur.Bunlar genel olarak voli kayığı niteliğinde fazla büyük olmayan teknelerdir.Uzatma ve çevirme ağlarıyla kıyı balıkçılığı yapmaktadırlar.Özellikle palamut sezonu olan Eylül,Ekim ve Kasım ayları arası yoğun faaliyet görülmektedir.İlçemiz sahillerinin trol avcılığına uygun olması ve 3 mil dışında avlanmaları serbest olduğu için Karadeniz’li trol gemileri avlanmak için ilçemizde uzun süre durmaktadır.İlçemize gelen trol gemileri genel olarak mezgit,barbunya,tekir,kalkan avlanmakta bunlar toplayıcılar aracılığıyla Samsun, Ankara, İstanbul’a gönderilmektedir.Balıkçı gemileri avladıkları balıkları karaya çıkarmak ve naklini sağlamak için Ginolu balıkçı barınağına girmektedirler.Çatalzeytin Ginolu Balıkçı Barınağı geniş gemi yanaşma ve balık yükleme alanına sahip olması ve ana yollara yakınlığı nedeniyle bölgedeki en önemli ve hareketli barınaklardan biri olma özelliği taşımaktadır.Özellikle hamsi sezonunda,hamsi sürülerini takip eden büyük gırgır filolatı ilçemize gelmektedir.Bir günde 300-500 ton arası hamsi avlanmakta bunlar nakil için ilçemiz ve çevre ilçelerin araçlarından da faydalanılmaktadır http://www.kastamonu.gov.tr
İlçemizdeki Önemli Tel.No.lar
RESMİ DAİRE TELEFONLARI
KAYMAKAMLIK :516 11 20 Sekreter
516 11 46 Yazı İşl.
BELEDİYE BAŞK. :516 10 17 Sekreter
516 10 22 Yazı İşl.
JANDARMA BL.K. :516 13 29
EMNİYET AMİRLİĞİ :516 18 52
DEVLET HASTAHANESİ :516 17 26
SAĞLIK OCAĞI :516 10 34
NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ :516 11 02
PTT MÜDÜRLÜĞÜ :516 14 15
BEDAŞ :516 14 13
ESNAF SAN.ODASI :516 12 82
ESNAF KEFALET KOOP :516 12 21
MİLLİ EĞİTİM MÜD. :516 17 27
Ç.P.L :516 10 30
YUNUS EMRE İ.Ö.O. :516 11 63
HALK EĞİTİM :516 11 01
Kastamonu Kültür Yapısı
Kastamonu Kültür Yapısı
MÜZELER VE TARİHİ ZENGİNLİKLER
Tarihçesi birlerce yıl öncesine dayanan önemli uygarlıklar merkezi olan ve kültür şehri olarak gelişen Kastamonu zengin tarihi ve arkeolojik illerimizden biridir.
Taşköprü ilçesinde Pompeipolis (Zımbıllı) harabeleri, Kastamonu Endüstri Meslek Lisesi yanında Ev-Kaya mezarı, İsmailbey Şehinşah kaya mezarları, Arslantaş mezar odası, Tekkeşin ve Ömerli köyleri arasında Kalenderağa kaya mezarları, Emirler köyünde Berat kaya mezarları, Kayalı köyünde İnönü mağaraları, Kavak köyünde Arı kayası, Baltacıkuyucağında Molla Ahmet kayası, Pınarbaşında Ilgarini Mağaraları arkeolojik alanlardan bir kaçıdır.
Kastamonu Arkeolojik ve Etnoğrafya Müzesi Batı Karadeniz bölgesinin Milli Sanat ve kültür kalıntılarının toplandığı bir müzedir. Müze binası Mimar Celaleddinbey tarafından 1909 yılında planı çizilmiş ve 1910 yılında İttihak ve Terakki Kulubü olarak inşa edilmiştir. İstiklal Savaşı yıllarında Kastamonu Gençlik Teşkilatı, sonra İstiklal Mahkemesi olarak kullanılmıştır. Daha sonra Halk Fırkası ve Türk Ocağı burada faaliyetini sürdürmüştür
Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Ağustos 1925 yılında Kastamonu’yu ziyaretinde Şapka ve Kıyafet İnkılabı bu binada ilan edilmiştir.
Bina 1940 yılında Eski Eserler Deposu olarak kullanılmıştır. 1952 yılında da Müze Müdürlüğü haline getirilmiştir. Müzede Jeolojik fosil kalıntıları ile Prehistorik çağlardan zamanımıza kadar gelen çeşitli medeniyetlerin kültür kalıntıları ve Etnoğrafik eserler teşhir edilmektedir.
ARKEOLOJİK KAZILAR
Kastamonu ilinde 2003 yılına kadar yapılan kazılar; 1984 yılında Arkeolojik olarak Taşköprü Zımbıllı Tepesi (Pompeipolis) kurtarma kazısı, 1981 yılında Kese köyü kurtarma kazısı, 1990 yılında Hacı Muharrem köyü Kız Kayası mevkii Mezar odaları kurtarma kazısı, 1991 yılında Taşköprü Germeç Derebeysi köyü mezar odaları kurtarma kazısı, 1993 yılı içinde Taşköprü Zımbıllı Tepesi kurtarma kazısı, 1994-1995-1996-1997 yılı içinde Devrekani Kınık köyünde Arkeolojik olarak kurtarma kazısı, 1997 Tosya Kürt Tepesi Tümülüsü kurtarma kazısı, 2001 yılında Kastamonu Merkez kasaba köyü Mahmutbey Camii sondaj ve temizlik çalışması, 2002 ve 2003 yılı Devrekani Kınık Köyünde Arkeolojik kazı yapılmış olup, buluntular İlimiz Müze Müdürlüğünde sergilenmektedir.
KÜTÜPHANE HİZMETLERİ
İlimiz dahilinde İl Kültür Müdürlüğüne bağlı olarak çalışan, amacı öğrencilere ve halka kitap sağlamak ve okuma alışkanlığı kazandırmak olan kütüphanelerden;
İlimizde 18 adet kütüphane mavcut olup, bu kütüphanelerde çalışan personel sayısı 17, 2003 yılı sonu itibariyle kitap sayısı 201.549 adet, okuyucu sayısı 257.869 kişidir.
Ayrıca, Kastamonu Kültür Merkezi binası içinde 1 adet tiyatro salonu ile Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü ve sergi salonları bulunmaktadır.
İlimiz merkezi ve çevresinin turizm potansiyeli
Kastamonu ve çevresinin turizm potansiyeli 6 grupta toplanabilir;
a) Orman ve Yayla turizmi
b) Deniz Turizmi
c) Tarihi eserler
d) Mevsim turizmi (kış sporları v.b.)
e) Atlı ve yaya yürüyüs turizmi
f) Gastronomi turizmi
Batı Karadeniz Bölgesinin doğal zenginliklerinden birini teşkil eden ormanlarımız doğanın bozulmamış her yöresinde çeşitli orman ürünleri, karlı tepelerinin eteklerinde başlayan yeşil bir örtü şeklinde uzanan yamaçların arasındaki derin vadilerde eğlenme, avlanma ve dinlenme imkanı vardır.
Ilgaz dağı kış sporları projesinin tamamının gerçekleşmesiyle turizm açısından daha büyük bir canlılığa sahip olacaktır. Kastamonu yöresi tarih öncesi prehistorik çağlardan günümüze dek birçok devletin yerleşme ve istila alanı olmasından yörenin hemen hemen her yerinde arkeolojik alanlar, ören yerleri, höyükler, tümülüsler, kaya mezarları ve tünelleri, mağara mağbetleri, kaya mihrapları, yaylalar ve kaleler gibi yerleşim alanları mevcuttur. Ayrıca kilise, cami, medrese, imarethane, hamam, çeşme ve türbe darülşifa, köprü, tarihi evler, yollar, yalı ve konaklar gibi anıtlar il ve ilçe yerleşim alanlarını süslemektedirler. Bu anıtların tanıtılması ve değerlendirilmesi ilimizin gelişmesi açısından faydalı olacaktır.
Karadeniz sahilleri doğal olarak dik yamaçlar halinde denize paralel bir şekilde kıyı şeridi boyunca uzanır. Uzanan bu dağların eteklerinde ise sahil şeridi boyunca yerleşim alanları (ilçeler ve köyler) kurulmuştur. Kıyışeridi boyunca koylar, körfezler, tabi limanlar ve pilajlar bulunmaktadır.
Ayrıca, ilimizde at turizmi pek yaygınlaşmamakla beraber bu tür sportif ve turizm faaliyetleri ilimizde sadece Daday ilçesinde bir şahsın kendi çaba ve gayretleri sonucu bir çiftlik yaparak at turizmini biraz daha geliştirmiştir.
Sonuç olarak; il turizminin gelişmesi ildeki potansiyeli değerlendirilecek müteşebbis çıkmasına, ilin tur güzergahı kapsamına alınmasına bağlıdır denilebilir.
Türkeli Hakkında Bilgiler
Türkeli Hakkında Bilgiler
Türkeli Tarihi : Anadolu’nun Türkleşmesinden sonra bu coğrafyanın tamamının Türk kültür unsurlarıyla donatıldığını görmekteyiz. Özellikle Kuzey Anadolu Bölgesinin dolayısıyla Sinop ve çevresinin Türk fetihlerinden sonra ebedi yurt haline geldiği görülür. Bu bölge fetih edildikten sonra bir daha Türklerin elinden çıkmamış, düşman işgali yaşamamış nadide yurt köşelerinden biridir. Sinop ve çevresi tetkik edildiğinde karşımıza çıkan hanlar, hamamlar, medreseler, kervansaraylar, mescitler, imarethaneler, camiler, tekkeler bizim bu iddialarımızı doğrular niteliktedir. Sinop, Karadeniz’in önemli bir ticaret limanı olması nedeniyle tarihin değişik dönemlerinde ticaretle uğraşan devletlerin uğrak yeri olmuştur.Anadolu’nun Karadeniz’e açılan önemli ticaret yollarında biri olan Sinop; Sultan I. İzzettin Keykavus tarafından fethedilmiş (1214) yapılan yeni teşkilat ve tayinlerle kısa zamanda bir Türk ve Müslüman beldesi haline getirilmiştir.İlçenin tarihi ile ilgili yaptığımız araştırmalarda çok net bilgilere ve yazılı kaynaklara ulaşılamadı. İlçenin adı ve tarihi ile ilgili belli bir kaynağa dayanmayan iki farklı görüş tespit edildi.Kısmen birbirine benzeyen bu görüşten ilkine göre ilçe merkezi, yerleşim yeri olarak yüzyıla yakın bir geçmişe sahiptir. İlçe önce Rum Pontuslular’ın sonra Selçukluların daha sonra İsfendiyaroğulları Beyliği’nin ve 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Sinop’u almasıyla Osmanlı yönetimine geçmiştir. İlk kurulduğu zamanki adı Yarna’dır. Daha sonra sahilde bir gemi kalıntısına istinaden Gemiyanı adı verilmiştir. Daha sonra Türklerin ormanlık alana yerleşmeleri ile Türklerin Yerleşim Yeri anlamına gelen TÜRKELİ adını almıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Ayancık ilçesine bağlı olan Türkeli 01.05.1957 yılında ilçe olmuştur.İkinci görüşe göre; düşman saldırılarına karşı koyan Türk yerleşim birimlerinden birisi olduğu için Cumhuriyet döneminde şimdiki TÜRKELİ adı verildi.
Somut verilere dayanmamakla birlikte ilçenin çok uzak bir geçmişe sahip olmadığını düşünmekteyiz. Her ne kadar köylerden aldığımız duyumlara göre yerleşim yeri kalıntıları bulunmaktaysa da ilçe merkezinde yaptığımız gezide bir çok eski yerleşim yerinde rastlanan eski binaların olmayışı da yerleşmenin yeni olduğuna bizi iten bir başka olgudur.
Güzelkent Kumsalı : Coğrafi yapı ve tabiat güzelliği ile deniz ve ormanın kucaklaştığı ilçede turizm alanındaki gelişmeler, her yıl artmaktadır. Son yıllarda ulaşımda sağlanan ve sağlanmakta olan düzenlemelerle, turistik tesislerde de ilerlemeler gözlenmektedir. İlçe merkezinde iki adet modern otel vardır. Tabii güzellikleri ile beraber, ilçe merkezinde Gemiyanı Belediye Plajı, doğusunda 5 km. uzaklıktaki Güzelkent sahilleri ince ve temiz kumu ile yine ilçenin batısında 5 km. uzaklıktaki Oymayaka Köyü Güllüsü sahili, deniz banyosu için en güzel köşelerindendir. Zindan Ormanlarında ve bu ormanda yer alan Çatak Yaylalarında yaban hayvan avcılığı yapılmaktadır. Yaz aylarında çok soğuk suları, tertemiz havası ve yeşilin çeşit çeşit cömertliği ile Zindan Ormanları ve Çatak Yaylaları görülmeye, gezilmeye ve piknik yapmaya değerdir.
Oymayaka Köyü : İlçeye 5 km uzaklıktaki Oymayaka Köyü Güllüsu sahili, deniz banyosu için en güzel köşelerindendir
Kurugöl Yaylası : İlçe merkezinin güneybatısında Kirengediği mevkiinde sahilden 10 km içerde yer alan Kurugöl yaylası, yayvan yapraklı orman dokusuna sahip olup, çevrede açık alanlar mevcuttur. Orman dibi bitki örtüsü sarı, mor ve beyaz renkli orman gülleri ile donatılmıştır.
Esnaflarımız
ÇETİNKAYA MOBİLYA DEKARASYON
HER TÜRLÜ MOBİLYA DEKARASYON İŞLERİNİZ İTİNA İLE YAPILIR.
UYGUN FİYAT,KALİTELİ MALZEME,TEMİZ İŞÇİLİK HEPSİ BURADA..
SİNAN ÇETİNKAYA
TEL:0533 558 42 44
CAMBAZOĞULLARI NAKLİYAT
ERDAL ÇETİNKAYA
TEL:0536 348 35 51
HER TÜRLÜ NAKLİYE İŞLERİNİZ YAPILIR.
KASTAMONU İLİMİZİN TARİHİ
Kastamonu’nun bilinen tarihi, Hitit İmparatorluğu ile başlar. Hititlerden sonra Frigya ve Lidya Krallıklarının egemen olduğu bu topraklar M.Ö.4.yy’da Perslerin eline geçmiştir. M.Ö.4,yy’da Büyük İskender Anadolu Ile birlikte Kastamonu topraklarını da Makedonya’ya katmıştır. | |
SİNOP İLİMİZİN TARİHİ
SİNOP İLİMİZİN TARİHİ...
YÜZÖLÇÜMÜ: 5.862 km² (Türkiye'nin %8'i)
NÜFUS: NÜFUS: 265.153 (1990) Nüfus artış hızı: %5
İL TRAFİK NO: İL TRAFİK NO: 57
İLÇELER: Sinop (merkez - 25631), Ayancık, Boyabat, Dikmen, Durağan, Erfelek, Gerze, Saraydüzü, Türkeli
Beldeler: Beypınar, Güzelkent
Bucaklar: Kabalı, Çerçiler, Yenikonak
38'i merkez ilçeye bağlı olmak üzere Sinop'ta 440 adet köy vardır. (Himmetoğlu, Ormantepe..)
İl doğudan Samsun'un Alaçam, güneyden Samsun'un Vezirköprü, Çorum'un Osmancık, Kargı, Kastamonu'nun Taşköprü, batıdan yine Kastamonu'nun Devrekani, Küre ve Çatalzeytin ilçeleriyle çevrilidir. 475 km. uzunluğunda olan sınırlarının 150 km. si denizdir.
Yüzey Şekilleri :
Dağlar : (çevresindeki araziye göre pek yüksek olan toprak, kaya kütlesi - mountain)
İldeki yeryüzü şekillerinin ağırlıklı bölümünü (%74.3) oluşturan dağların yükseltileri pek fazla değildir. Sinop genel olarak engebelidir. Karadeniz kıyısından iç kısımlara görülür derecede yükselme vardır. Yüksek dağlar doğuda ve kuzey batıdadır. İlin doğu tarafını Kuzey Anadolu dağlarının kolları çevreler. Bu dağlar Karadeniz kıyısına paralel uzanır. Bölgedeki dağlar, sık dik ve sert değildirler. Ey yüksek dağın 2 km. yi aştığı görülmez.
İlçelere göre dağlar:
Ayancık: Çangal Dağı (1605 m.),Zindan Dağı (1750m.)
Boyabat: Elek Dağı (1400 m.), Karageriş Dağı
Gerze: Köse Dağı (900 m.), Elma Dağı (900 m.), Uzunören Dağı (850 m.), Dede Dağı, Hasan Dağı
Saraydüzü: Göktepe (1200 m.)
Bu dağlar ormanlarla kaplıdır. Güneye indikçe, İç Anadolu'ya yaklaştıkça orman azalır.
Yaylalar: (düz ve yüksek yerler - mountain pasture)
İlde büyük yaylalar olmamakla beraber, yüksek dağlar üzerindeki düzlükler bölgenin yaylalarını oluşturmaktadırlar. Sinop yakınlarında yayla yoktur. Boyabat ve Gerze yayla bakımından oldukça zengindir.
İlçelere göre yaylalar:
Ayancık: Kocaoğlu Yaylası
Boyabat: Mehmetli, Aluç, Maruf, Gündüzlü, Darıözü, Doğaçam, Yaylacık, Uzunöz, Sakızlı, Bayat, Yassıalan, Gökalan, Buzluk, Bürnük, Çöküç, Eğin, Öğün
Erfelek: Karaçayır, Gebegündüz.
Gerze: Atmış dört, Güdekoğlu, Avlağızökü, Altınyayla.
Türkeli: Arapdağ Yaylası.
Dikmen: Kuzfındık, Dudaş, Yakuplu, Bozarmut, Ağaçalan, Yummat, Devrenyatağı, Gökyar Yaylası.
Bu yaylalardan Ayancık Akgöl Yaylası, Gerze; Kuzfındık-Bozarmut Yaylaları, Kurugöl Yaylası 1991 yılında Turizm Bakanlığınca Turizm alanı olarak ilan edilmiştir.
Ovalar : (düz ve geniş arazi - plain)
Sinop'ta ovalar ya kıyı ya da ırmak ovalarıdır. Daha ziyade büyük düzlükler halindedir. En önemlisi Boyabat Ovasıdır. Boyabat Ovasını Gökırmak, Arın, Gazidere, Asarcık ovaları meydana getirir. Yüksek dağlar arasında uzanan bu ovalar çok verimli ve sulaktır.
İlçeler göre ovalar:
Durağan: Başgezek, Çayırovası
Erfelek: Kirenpare, Ramlı, Veysel, Değirmencili
Gerze: Çakıroğlu ve Sarımsak Çayının meydana getirdiği Güzelceçay boyunca uzanan vadi (iki dağ arasında kalan dere boyu, koyak - valley) düzlükleri.
Gavur ovası da denilen Karasu Ovası ile Akliman yöresindeki Aksaz ve Sarıkum ovaları kıyı ovalarıdır. Bu ovalar yer yer bataklık durumundadır.
Vadiler :
Sinop'ta Boyabat ve Durağan ilçeleri çevresinde yer alan Kızılırmak'ın kollarından olan Gökırmak vadisi dışında büyük vadi yoktur. Bununla birlikte küçük akarsularca açılmış çok sayıda küçük vadi vardır. Bunlar il topraklarını engebeli hale getirmiş oluşumlardır. Gökırmak vadisinden başka, Ayancık vadisi, Karasu vadisi ve Güzelçay vadisi sayılabilir.
Akarsular:
Sinop, yağışlı bir bölgede olduğundan her tarafta çay ve derelere rastlanır. Bu akarsular, yağmur ve kar sularıyla beslenir. Sular, yağmur mevsiminde çoğalır, dereler kabarır. Yaz aylarında azalır ya da kururlar.
Çay ve nehirler ulaşıma elverişli değildirler. Yatakları taşlı, akışları hızlıdır. Sulamada ve orman ürünlerinin taşınmasında yararlanılır. Hepsi Karadeniz'e dökülür. Başlıca ırmaklar şunlardır :
GÖKIRMAK : Kastamonu'dan çıkar. Daday'da Ballıdağ eteklerinden inen sular, Daday çayını oluşturur. Bu çay Taşköprü'nün Gülveren kesiminde Kastamonu'nun içinden geçen bir suyla birleşerek Gökırmak adını alır. Gökırmak, Boyabat ovasını sular. Doğuda Kızılırmak'a karışır. Gökırmak'ı besleyen küçük çaylardan en önemlileri olarak Çayağzı, Ümerük, Akbel, Arım, Sırnık, Elek çayları sayılabilir.
KIZILIRMAK: İlin güneydoğu sınırlarını çizer. Türkiye'nin en uzun nehri olan Kızılırmak büyük kollarından Gökırmak'ı Sinop'tan alır.
TEPEÇAY (PAŞALI ÇAY):Sinop'un Türkeli ilçesi ile Kastamonu'nun Çatalzeytin ilçesi arasında sınır oluşturur. Denize döküldüğü yer de hayli geniştir. Akarsuyun taşıdığı alüvyonlarla (suların sürüklediği ya da çekilirken bıraktığı kil ve kumlu çamur, lığ - alluvium) oluşan deltası (çatalağız, bir ırmağın denize kavuştuğu yerde iki kola ayrılmasıyla oluşan üç köşeli adacık - delta) giderek büyümektedir.
AYARDİN DERESİ: 1000 m. yükseltili Çatakgeriş Köyü yakınlarından doğar. Uzunluğu 240 km. kadardır. Türkeli ilçe merkezinin hemen doğusundan Karadeniz'e dökülür.
AYANCIK ÇAYI: Küre dağlarından kaynaklanan çok sayıda küçük derenin birleşmesinden doğmuştur. Uzunluğu 90 km. kadardır. İlçe topraklarını 4'e bölen Zindan, Kepez, Kürsökü çaylarıiki su mevkiinde birleşerek Ayancık Çayı adını alır ve ilçe merkezinden denize dökülür.
KARASU ÇAYI: Küre Dağlarında, Gündüzlü ormanlarından doğar. Uzunluğu 80 km. dir. Sinop'un 8 km. batısından Akliman mevkiinden denize dökülür. Karasu çayını besleyen dereler Çatak, Kınık, Çakçak, Hasan, Ramlı ve Tasnaklar dereleridir.
ÇAKIROĞLU ÇAYI: Dranas dağlarından doğar. Gerze-Sinop arasında Çakıroğlu yöresinde denize dökülür. Denize döküldüğü yerde bir delta (çatalağız) oluşmuştur.
GÜZELCEÇAY: Uzunöz dağlarının eteklerinden doğar. Çok sayıda küçük kolu vardır. Çayağızı denilen yerde denize dökülür.
Göller:
Sinop'ta çok sayıda doğal göl vardır. Bunları tamamı jeolojik zamanlarda oluşmuştur.
Başlıca göller şunlardır.
SARIKUM GÖLÜ: Sinop yarımadasının batısında yer alan Sarıkum Gölü il merkezinden 21 km. uzaklıktadır. Gölün uzunluğu 2 km., genişliği 750 m. ve alanı 400 hektardır. (100 ar değerinde ölçü birimi. 1 hektar 10000 metrekaredir. Yani 1 ar = 100 m) Deniz seviyesinde olan gölün suları kışın çoğalır, yazın azalır. Küçük akarsularla beslenen gölün fazla suları denize dökülmektedir.
AKSAZ GÖLÜ: Karagölün kuzey doğusunda yer alan Aksaz Gölü denizle hemen hemen aynı seviyededir. Yılın büyük bölümünde saz ve kamışlarla kaplı olan gölün yüzölçümü 200 hektardır. (200*100*100 metrekare) Kurak mevsimde denizle bağlantısı kesilirse bir bataklık halini alır. Yağışlı dönemlerde ise göl suları denize ulaşır.
SÜLÜK GÖLÜ: Adanın üzerindedir. Yüksekliği 210 m. dolayında olan Sülük Gölü, eski bir yanardağ krateridir. Sazlarla dolu bir bataklık halindedir.
BARAJLAR VE GÖLETLER :
Baraj: su bendi, büğet, bir akarsuyu tutmak için yapılan engel - dam
Gölet: gölek, su birikintisi, gölcük, küçük baraj - small lake
Sinop'ta baraj yoktur. Ancak sulama amaçlı göletler yapılmıştır. Bir kısmında balık üretilmektedir.
İlçelere göre göletler:
Merkez: Taşmanlı, Bektaşağa, Muhsinli
Ayancık: Akgöl
Boyabat: Cemalettin, Maruf, Boyabat Barajı, Kelperen, Espiyeli
Durağan: Durağan göleti-1, Durağan göleti-2
Erfelek: Gümüşsuyu göleti.
BİTKİ ÖRTÜSÜ :
Sinop yöresi, Karadeniz ikliminin bir özelliği olarak her zaman yağış aldığından zengin orman ve bitki örtüsüyle kaplıdır. Çam, köknar, meşe, gürgen, kayın, dişbudak, karaağaç ve kavak başlıca ağaç türleridir. Ağaç denizi olarak nitelendirilen Çangal ormanları, Ayancık, Türkeli ve Boyabat yörelerini kaplar. Dranas, Göktepe, Soğuksu ve Elekdağ ormanları da hem önemli doğal güzellikleri oluşturur, hem de ekonomik yönden büyük önem taşır.
Sinop'un bitki örtüsü, çok çeşitli ağaç türlerinden oluşmuştur. İlin kıyı şeridinde Akdeniz bitkileri de görülür. Meşe, dafne, karaağaç, çınar, fındık, kızılcık, kayın, gürgen, karaçam ve sarıçamdan oluşan bu bitki örtüsü, yüksekliğin 1800 m. ye ulaştığı kesime kadar yayılır.
Ormanların altında yaban menekşesi, çuha çiçeği, mayıs karanfili, küçük kırlangıç otu, ciğer otu gibi bitkilere rastlanır.
İlin güneyine doğru gidildikçe iklim kuraklaşmaya başlar. Bu kesimde kuzeydeki gür bitki örtüsünün yerini bozkır bitkileri alır.
İklim Verileri:
Sinop ili, Doğu ve Batı Karadeniz iklim özelliklerinin iç içe geçtiği bir yöredir. İlde mevsimler arası sıcaklık farkları pek büyük değildir. İlde yıl boyunca sürekli esen rüzgarlar etkili olmaktadır. Yazın birkaç ay dışında, bütün yıl nemli ve yağışlı geçer. İlin kuzey kesiminde Karadeniz iklim tipi görülür. Güneye indikçe Karadeniz ikliminin etkisi azalır.
Sıcaklık :
Yıllık ortalama: 13.9 santigrat derece
Azami sıcaklık: 34.9 " "
Asgari sıcaklık: 8.9 " "
Yağış :
Yıllık ortalama yağış miktarı: 669.3 milimetre
Güneşlenme:
Yıllık ortalama açık gün sayısı: 48.8 gün
Nemlilik:
Azami: %99
Asgari: %11
Deniz Suyu Sıcaklığı:
Sinop ilinin çevresini saran Karadeniz'in su sıcaklık ortalaması aylara göre değişmektedir. Genelde Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları itibariyle ortalama 23-24 derecedir.
TURİZME ELVERİŞLİ YERLER
Dinlenme Yerleri :
Akliman Çamlık Orman İçi
Gazi "
Ayancık "
Çamlık "
Bürnük "
Kustepe "
Türkeli ".
Karagöl Kumluğu ve Bahçeler Plajı,
Balatlar Kilisesi (M.S. 660),
Sinop Ada Mahallesi, Yusufoğlu Aralığında 24 pafta, 96 ada, 2 parselde bulunan gayrimenkul, Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 14.01.1977 gün ve A-293 sayılı kararları ile tescil edilerek koruma altına alınan Balatlar Kilisesi 3062 m2 lik sahayı kaplamakta olup, İbrahim Kaptan'ın varislerinden Mustafa Kaptan'ın üzerine kayıtlıdır. Kilise M.S. 660 yılında Bizans döneminde yapılmıştır. Dikdörtgen planlı yapının doğu ve batı duvarı yıkılmış, kuzey ve güney duvarları nispeten sağlam durmaktadır. Kesme taş ve tuğla işlemeciliği bakımından dönemin en güzel örneğini teşkil etmektedir. Şehrin, yabancılar tarafından en çok ziyaret edilen hazinelerindendir.
Türbeler :
Sultan Hatun ve Hatunlar,
Durak Han Türbesi,
Seyyid Bilal Türbesi,
Bu türbe Sinop'un doğu tarafında Ada üzerinde bulunan "Cezayirli Ali Paşa Camii'nin" sol tarafındadır. Çeşitli dilek ve isteklerle en sık ziyaret edilen adak yeridir.
Gazi Çelebi Türbesi,
İsfendiyaroğulları Türbesi,
1853 Sinop Deniz Savaşı Şehitliği, Sinop Müzesi
Dr.Rıza Nur Halk Külliyesi
Serapis Tapınağı
Bu gün müzenin bahçesinde kaılntıları yer alan mabet 1951 yılında Doç. Dr. Ekrem Akurgal ve L. Budde tarafından kazılmıştır. Güneyinde altarı olan dikdörtgen biçimli bir mabettir. Mabedin hangi tanrı için yapıldığı kesin bilinmemekle beraber Robikson tarafından bulunmuş yazıtta bu mabedin Serapis'e ait olduğu açıklanmıştır.
Çeşmeler
Sinop'ta Selçuklular ve Osmanlılar döneminde yapılmış pek çok çeşme vardır. "Tarihi Sinop Çeşmeleri" adında bir çok kitapçık hazırlanmıştır.
Aslan Çeşmesi
1289 tarihinde Osmanoğlu İbrahim tarafından yaptırılmıştır.
Bekirpaşa Çeşmesi
Fışkıran Çeşmesi
Halk Çeşmesi
Karakum Çeşmesi
Kefevi Çeşmesi
Kathüda Mehmet Ağa "
Okulaltı Çeşmesi
Park Çeşmesi
Reci Çeşmesi
Saray Çeşmesi
Terazi Çeşmesi
Şehitler Çeşmesi
Sarımsaklı (Hacı Ramazan)
Şahabüddin Ağa (Tayboğa)
Muineddin Süleyman Pervane (Alaeddin) Medresesi,
Camiler :
Alaaddin Camisi,
Evkaf (vakıflar) kayıtlarında Selçuklulardan Alaadin Keykubat'a ait olduğu yazılı bulunan bu camii, halk arasında Camii-i Kebir (Büyük Camii) adıyla bilinmektedir. 66 metre uzunluğunda 22 m. genişliğindedir.
Saray Camisi (1374),
Tersane çarsısının arkasındaki sokakta bulunan camii, kesme taştan yapılmıştır. İnşa edildiği çağa ait işlemeli güzel bir mihrabı (camilerde imamlık edenlere ayrılmış olan oyuk yer) ile kitabesi vardır.
Cezayirli Ali Paşa Camisi,
Meydankapı Camisi,
Kefeevi Camisi, (1374-)
Cumaköy ve Yazıköy Camileri,
Mehmet Ağa Camisi.
Fethi Baba Mescidi ve Akmescid,
Sinop Müzesi : Okullar Caddesi - Sinop
Kaleler :
İçkale (Selçuklular Zamanından)
Şehrin batı tarafında ve Kaleyazısı ile kumluk denilen sahanın arasındadır. Güney ve kuzey tarafları denizdir. Kalenin güney bölümü içinde Sinop'un meşhur tarihi hapishanesi bulunmaktadır.
Sinop ve Boyabat Kaleleri,
Anadolu'nun, Karadeniz kıyısında, hemen hemen en eski şehirlerinden biri olan Sinop'un tarihi eserleri arasında en çok dikkat çekeni kaleleridir. Şehrin Yalı ve Kefevi mahalleleri (varoş) hariç olmak üzere büyük bir kısmını çepeçevre kuşatan Sinop Kalesi, Meşrutiyetin ilk yıllarına kadar pek az yıkılmış idi. Bugün birçok kısımları çökmüş, tamamen harap olmuş bir durumdadır. Sinop Kalesinin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir.
Hamamlar :
Yalı Hamamı (Selçukludan Kalma)
İsfendiyaroğlu İbrahim Bey tarafından vakfedilmiştir.
Aşağı Hamam
Osmanlı dönemine aittir.
Alaadin Hamamı
Osmanlı dönemine aittir.
Tarihi Sinop Cezaevi
KAMPLAR
Karakum Tatil Köyü
Sinop
Tel: (368) 261 26 93 - 261 26 94
Martı Camping
Akliman Mevkii / Sinop
Tel: (368) 287 62 14 - 287 60 05
Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Koruma
Genel Müdürlüğü Kamp Yerleri Gazi
Sinop
Tel: (368) 260 23 87
MAHALLİ KUTLAMA GÜNLERİ
Atatürk'ün Sinop'a Gelisleri
Sinop - 15 Eylül 1928
Sinop'un Türklerin eline geçişi : 3 Ekim 1214
ŞENLİKLER
Çocuk Şenlikleri - Sinop
20-26 Nisan
Hıdrellez Şenliği – Sinop
Mayısın İlk Haftası
Hıdrellez Şenliği - Boyabat
Mayısın İlk Haftası
FESTİVALLER :
Sinop Festivali - Sinop
21-23 Temmuz ya da 1-3 Ağustos
Gerze Festivali - Gerze
18-20 Temmuz
Ayancık Keten Festivali - Ayancık
27-29 Temmuz
Ağustos Türkeli Festivali
PANAYIRLAR
Bektaşağa Panayırı - Sinop
6 Mayıs
Yeşiloba Panayırı - Türkeli
2-6 Mayıs
Güzelkent Köyü Panayırı - Türkeli
30 Ağustos-2 Eylül
Hıdrellez Panayırı - Türkeli
6 Mayıs
Yazıcı Köyü Panayırı - Türkeli
1-3 Ağustos
Morza Panayırı - Türkeli
9-11 Ağustos
Saraydüzü Panayırı - Saraydüzü
Eylül Ayı İçinde
Uluköy Panayırı - Uluköy / Saraydüzü
Eylül Ayı İçinde
Dikmen Panayırı - Dikmen
5-12 Eylül
Saray Panayırı - Dikmen
12-16 Eylül
Çalboğaz-Boypınarı Panayırı - Gerze
14-18 Eylül
Ayancık Panayırı - Ayancık
18-21 Eylül
Erfelek (Karasu) Panayırı - Erfelek
21-26 Eylül
Yenikent Panayırı - Yenikent / Gerze
21-26 Eylül
Karlı Panayırı - Karlıköyü / Gerze
28 Eylül-1 Ekim
Türkeli Panayırı - Türkeli
6-8 Ekim
Boyabat Panayırı - Boyabat
21-24 Ekim
Sonbahar Panayırı - Durağan
1-7 Kasım
Kabalı Panayırı - Sinop
12-16 Eylül
Sinop ilinin yerlesme tarihi ilk Tunç Çagiyla baslamistir. MÖ. 7. yüzyilda bir Helen Kolonisi olarak kurulan Sinop, Antik Çag'da Karadeniz'in en önemli kentiydi. Helenistik dönemde Anadolu'nun yerli kültürleriyle, Helen ve Pers kültürlerini birlestirmek isteyen Pontus Devletinin baskentlerinden biri de Sinop'tu. Bizans döneminde yöre Ortodoks Hiristiyanliginin etkisiyle dilde ve kültürde Helenlesmistir.
Sinop, MÖ. 70 yilinda Romalilarin, MS. 395 yilinda Bizanslilarin, 3 Ekim 1214 tarihinde Selçuklularin, 1461 yilinda Osmanlilarin hakimiyetine girmistir.
Sinop 1972 yilinda kalkinmada ikinci derece öncelikli iller kapsamina alinmistir. Ilk büyük ölçekli sanayi kurulusu, Ayancik Kereste Fabrikasidir. Diger önemli sanayi kuruluslari Sise Cam Fabrikasi, Un Sanayi, Söksa, Iç Çamasiri Örme Ve Konfeksiyon AS. ile toprak sanayinde tugla ve kiremit fabrikalaridir. Ayancik keteni, Boyabat çember dokumaciligi, ahsap kotra maketi yapimi ve tahta el islemeciligi Sinop'taki en köklü el sanatlaridir.
Ilk kütüphane 1924 yilinda Dr. Riza Nur'un öncülügünde kurulmustur.
TARIH ÖNCESI SINOP : Sinop ilk çagda "Paflagonya" adi verilen bölge içindedir. Anadolu'nun kuzey sahilleri ile Kirim yarimadasi arasinda deniz ticaretinde önemli bir rol oynamistir. Önemli bir dogal liman konumundadir. 1953 yilinda Kocagöz höyükte (kazilinca çogu kez altinda eski yapi kalintilari ve eski eserler çikan, yayvanca - alani genis ve derinligi az bir sekilde toprak tepe.) yapilan kazi ile 1987 ve 1988 yillarinda Müze Müdürlügünce yapilan yüzey arastirmacilari sonucunda tarih öncesi devreler biraz olsun aydinliga kavusmustur. Karagöz höyükte yapilan kazilarda, Ilk Tunç Çagi 1. dönemine ait (MÖ.? 3000-2700) buluntular ortaya çikarilmistir. Bulunan malzeme Sinop, Balkanlar ve Iç Anadolu arasindaki iliskiyi göstermektedir. Yapilan yüzey arastirmasi sonucunda çevrede çok sayida tarih öncesi yerlesim yerlerine rastlanmistir. Bu yerlesim yerleri sahil boyunca, nehir agizlarinda ve nehir vadileri boyunca iç kesimlere dogru yayilmaktadir. Ele geçen malzeme genel olarak ilk Tunç Çagi 1 ve Ilk Tunç Çagi 2'ye tarihlenmektedir. Ancak Kabali çayi vadisinde Erken kalkolitik (MÖ. 4500) yillarina tarihlenen iki yerlesim yeri saptanmistir. Bugün Sinop çevresinde en eski yerlesim alani Kabali çayi vadisi olarak belirlenmistir. Sahil kesiminde Ilk Tunç Çagi 2'nin basinda korkunç bir yanginla höyükler terkedilmistir. Bundan sonra höyüklerde bir yerlesmeye rastlanmamaktadir.
HITIT DEVRINDE SINOP : 1952-1954 yillari arasinda yapilan kazilarda Sinop'ta Hitit dönemini belgeleyecek hiçbir esere rastlanmamistir. Hitit metinlerinde Karadeniz'de Gaska kavimlerinin varligindan söz edilmekte ise de, ancak simdiye kadar Sinop yöresinde hiçbir buluntu ele geçmemistir. Yapilan yüzey arastirmasinda sahil bandinda bir tek Gerze ilçesi Köskhöyük'te Er Hitit (MÖ. 1800) malzemesine rastlanmistir. Ancak Hitit Imparatorlugu dönemine ait hiçbir malzeme bulunmamistir. Bundan sonra 756 yilina ait malzemeler bulunabilmektedir. (MÖ. 2700-1800), (MÖ. 1800-756) yillari arasinda Sinop sahil seridiyle ilgili bir bilgi yoktur.
MÖ. 1000 BASLARINDA SINOP : MÖ. 756 yilinda Milet'ten ayrilan ve kendilerine yeni bir sehir kurmak isteyen göçmenler buraya gelerek bugünkü Sinop'un ilk temelini atmislar ve bu sehre Sinope adini vermislerdir. "Efsaneye göre tanriça Sinope irmak tanrisinin kizidir. Zeus Sinope'ye asik olur. Her diledigini yerine getirecegine söz verir. Sinope kizligina dokunmamasini ister. Tanri yemine bagli kalarak onu kiz birakir. Bugünkü Sinop'un oldugu yere gelir." Daha sonra MÖ. 630 yilinda ikinci bir koloni (sömürge, göçmen toplulugu ya da bu toplulugun yerlestigi yer) grubu Sinop'a yerlesmistir. Sehrin surlarinin büyük bir olasilikla kolonize (koloniler halinde yasanan) devirlerde yapildigi tahmin edilmektedir. 7. yy baslarinda Sinop, Anadolu'ya kuzeyden gelen Kimmerlerin, 6. yy ortalarinda Iran'dan gelen Perslerin istilasina ugramistir.
HELENISTIK DEVIRDE SINOP : MÖ. 4. yüzyilin birinci yarisinda Paflagonya'lilar bagimsizliklarini ilan etmislerdir. MÖ. 332 yilinda Büyük Iskender'in Anadolu'ya girisini firsat bilen 1. Ariarathes Kapadokya'da bagimsizligini ilan ederek, Sinop'u da hakimiyetine almis. MÖ. 302 yilinda Mitridat Ktistes Paflagonya'da daginik halde bulunan prenslikleri bir araya getirerek kuvvetli bir devlet (bagimsiz bir ülke ile onun yönetiminden olusan varlik) kurmustur. Daha sonra ll. Mitridat ve onun oglu Farnak Sinop'a hakim olmus. MÖ. 169 yilinda devletin basina Mitridat Flapeton geçmistir. Mitridat Flapaton Sinop'u bayindir (gelisip güzellesmesi için üzerinde çalisilmis, alt yapiya sahip) hale sokmus, baskentini Amasya'dan Sinop'a getirmistir. Sinop'un parlak dönemi Mitridat Fatpator zamaninda olmustur. Bütün Karadeniz'i hakimiyeti altina alan Mitirdat Romalilari'da Anadolu'dan atarak büyük bir imparatorluk kurmus, ancak Baskenti Sinop'tan Bergama'ya tasimistir. Helenistik dönem Sinop'un en parlak zamani olup, bu dönemde kültüre büyük önem verilmistir.
ROMALILAR DEVRINDE SINOP : MÖ. 70 yilinda Roma Imparatorlugu isgal ettigi bu topraklari yeniden tanzim etmis. Pontus Kralligini Kizilirmak'tan itibaren ikiye bölerek, dogu parçasinin idaresini yerli sülalelere vermis, bati parçasini ise dogrudan dogruya devletin eyaleti haline getirmistir. Sinop'un Roma idaresine geçmesi tarihte önemli bir dönüm noktasidir. Bilhassa (her seyden önce, basta) Cesar zamaninda sehre maddi yardimlardan baska, yeni Roma kolonileri gönderilmis ve genisleyip büyümesi saglanmistir.
BIZANS DEVRINDE SINOP : Roma Imparatorlugu'nun ikiye bölünmesiyle Dogu Roma topraklarinda kalan Sinop yavas yavas küçülmeye baslamistir. Hiristiyanligin gelistigi bu dönemde sehirde ticaret ve kültür, dini birtakim olaylar yüzünden gerilemistir. Sinop'ta bu dönemde yapilan en önemli Bizans yapiti Balatlar Kilisesidir.
SINOP'UN FETHI VE SELÇUKLU DÖNEMI : 1204 yilinda 4. Haçli Seferinde Istanbul zapt edilip (zorla alinip), Bizans Imparatorlugu dagilinca Sinop Trabzon Devleti'nin elinde kalmistir. Iç Anadolu'ya yerlesen Selçuklulara vergi veren Trabzon Devleti, Selçuklularin bir iç ayaklanmasindan yararlanarak vergiyi kesmis ve Sinop halkina da baski ve tecavüzlerde bulunmaya baslamistir. Sinop halkinin Konya'ya sikayeti üzerine Sultan Izzettin Keykavus dirlik sahibi bütün Vilayet Beylerine emir göndererek savasa katilmalarini bildirmistir. Büyük bir kuvvetle yola çikan ordunun gerek hazirligindan, gerek gidis yolundan haberdar olmayan düsman Sinop yakinlarinda 500 atli ile avlanmakta olan Tekfur'u baskin yaparak yakalamis, yakalanan Tekfur 3 gün sonra kale önüne getirilerek Sinop'un teslim olmasi istenmistir. Önceleri teslim olmak istemeyen halk Tekfur'un öldürülmemesi, kimsenin canina kiyilmamasi ve herkesin istedigi yere gidebilmesi sartiyla 3 Ekim 1214 tarihinde kalenin anahtarlarini Selçuklulara teslim etmistir.
TÜRK IDARESINDE SINOP : Selçuklu idaresine geçtikten sonra bastan basa yeniden imar edilen Sinop'ta, önce Pervaneogullari daha sonra Candarogullari Türk egemenligini sürdürmüstür. 15. yüzyilda gelismeye ve büyümeye baslayan Osmanli Imparatorluguna Anadolu beylikleri katilmaya baslayinca Candaroglu Ismail Bey'de Osmanlilara bagliligini ilan etmis ve böylece Sinop Osmanli Imparatorlugu'nun idaresi altina girmistir. Bir liman sehri olarak kullanilan Sinop'ta tersanede gemi yapimi bu dönemde de devam etmistir. 1853 Osmanli-Rus savaslarinda sehir top atislarina tutularak yakilmis ve bu tarihten sonra, sehir iyice küçülerek kale içine çekilmistir. Bandirma vapuru ile Samsun'a gitmek üzere yola çikan Mustafa Kemal Atatürk 18 Mayis 1919 günü Anadolu'ya karadan geçmek için Sinop Limanina ugramis, ancak o tarihte Sinop-Samsun arasinda karayolu olmamasi sebebiyle yolculuguna gemiyle devam etmistir. Sinop idari teskilat olarak merkezi Samsun olan, Canik Livasina baglanmis, Tanzimat'in ilanindan sonra Kastamonu'ya sancak olmus, 1924 yilinda Kastamonu'dan ayrilarak il haline getirilmistir.
Çatak Köyleri-1
Çatalzeytin Nefsi Çatak Köyümüzden Fotoraflar.





Türkeli Çatak Geriş Köyümüzden Fotoraflar












çatalzeytin resimleri
çatalzeytin videoları
çatalzeytin belediyesi